Mitolojiden Felsefeye, Arkeolojiden Uygarlığa Suyun Öyküsü

Konuşma: İsmail Gezgin “İnsan, yaşamın suyla asli bağını varoluşunun başından bu yana biliyordu. Nitekim ilk yazılı belgeler, yaşamın kaynağının su olduğuna işaret eden sayısız mit aktarır. Mezopotamya halkları suyu ilksel madde ve yaşamın türediği kaynak olarak benimser. Sudan türeyen tanrılar, şikâyetçi oldukları insanları cezalandırmak için dünyayı tufan sularıyla doldurur. Binlerce yıl sonra, yaşamın ve varlığın akılcı bir açıklamasını yapmak isteyen İyonyalı Thales de varlığın ilksel durumunun su olduğunu ileri sürer. Son buzulların erimesiyle, bir göl olan Karadeniz ve Marmara’yı doldurup denize çeviren de, insan-doğa ilişkisinde önemli bir rol oynayarak milyon yıllık yaşam biçimini değiştiren de sudur. Tarımsal faaliyetle birlikte büyük nehir kıyılarında uygarlığın kurulmasındaki en önemli etken olan su, Mezopotamya, Mısır, Çin, İndus ve Aztek gibi kültürlerin yükselişindeki başlıca güçlerdendir. Hidrolik mühendisliği sayesinde taşkınlar bir fırsata dönüşmüş; su kaynaklarının etrafına yerleşenlerin nüfus ve ihtiyaçları büyüdükçe sular da yer değiştirmiştir. Suyun yönünün çevrilmesi, iki varlık arasındaki bağı kökten değiştirecektir. Su, insanın kontrolünde katı bir maddedir artık.” Arkeolog, yazar ve akademisyen İsmail Gezgin, Su Etrafında programındaki araştırma gruplarından “Spekülatif Kurgular” kapsamında bir konuşma gerçekleştiriyor. “Suyun iktidarından iktidarın suyuna” uzanan bu konuşma, eleştirel bir yöntem olarak spekülatif kurguyu benimseyen araştırma için tarihsel bir çerçeve oluşturuyor. Su teması etrafındaki geçmiş anlatıların gelecek tahayyüllerimizi nasıl şekillendirebileceğine dair bir düşünme alanı sunuyor.

SALT · Diğer

Özgün kaynağı aç